| |
-
Loş
ışıkta okuma gözleri yorar,
ama tahrip etmez !
-
Parlak ışık gözleri rahatsız eder,
ama tahrip etmez :
mutlaka
güneş gözlüğü gerekli değildir !
-
Gözlerin fazla kullanılmaları onları yorar,
ama
tahrip etmez !
-
Kuvvetli, zayıf veya yanlış gözlükler gözleri yorar,
ama tahrip etmez !
-
Kontakt lensler ve gözlükler, göz bozukluğunu takıldıkları müddetçe tashih
ederler,
ama
hiçbir zaman kırılma kusurlarını tümüyle yok etmezler !
-
Normal insanlarda gözyaşı gözleri yeterince temizler,
mutlaka
ıslatıcı göz damlası gerekmez !
-
Başağrıları genellikle göz yorgunluğundan kaynaklanmaz, hele migren hiç !
(
Oftalmik Migren gibi bazı baş ağrıları ışık vs.. nedeni ile
tetiklenebilirler, ama göz yorulmasından tetiklenme olmaz !!)
( tabii önce sağlam olup olmadıklarının bakılması
gerekir !! )
( = Açık açılı glokomlu göz ancak göz tansiyonu ölçümü ve diğer
muayene
yöntemleri ile anlaşılabilir...)
-
Bebeklerin gözlerinin devamlı sulanması :
-
Göze
kaçan kimyasal maddeler hiç bekletilmeden su ile yıkanarak
uzaklaştırılmalı ve sulandırılmalıdır.
-
Asitler
baz ile, bazlar asit ile kesinlikle yıkanmamalıdır !
Frank W. Newell :
Ophthalmology Principles and Concepts,
4. baskı, sayfa: 147

İsterseniz şimdi yukarıdaki maddeleri açıklamaya çalışayım:
Dünyayı bir film kamerası gibi izlememize izin veren
gözlerimizin değerini ancak işlevleri iyi yapamamaya başladıklarında anlarız
; ama genelde iş işten geçmiş olur. Bazen de etraftan duyduğumuz
yalan-yanlış sözleri uygulayarak durumu daha da içinden çıkılmaz duruma
getiririz .....
İşte bu yazıda orbita dediğimiz çukurda hem kemik duvarları, hem kapaklar,
hem de havadaki tozları tutarak kirpiklerle çok iyi korunan gözlerimiz
hakkında hepimize yararlı olacağını inandığımız küçük noktalara değinmeye
çalışacağız.
• Derler ki : “Çok okudum, çok yazdım, çok çalıştım : onun için gözlerim
mahvoldu!” : Yanlış: gözleriniz siz istemeseniz de etrafı tarayan
kameralar gibi devamlı bakmakta , yani çalışmaktadırlar. Hatta gözlerinizi
kapadığınız zaman bile dikkat edin gözleriniz ışık yokluğunu, yani karanlığı
görmektedir...... Demekki gözleriniz çok okuyup yazmaktan tahrip olmaz;
ancak yorulur !! Yorgunluğu da dinlenince geçer.....
• Derler ki : “ Bizim zamanımızda elektrik yoktu, ışık yetersizdi : ondan
gözlerim tahrip oldu..” : Yanlış : loş ışıkta göz bebeklerimiz , bir
fotoğraf makinesinin objektifi gibi açılarak, gözün içine daha çok ışık
girmesine izin verir; ancak astigmatı olan kişiler az ışıkta gözlüksüz
okumaya çalışırlarsa göz bebeğinin büyümesine bağlı olarak, bulanık
görürler, gözleri ağrıyabilir; ama bu olaylar göze kalıcı zararlar
vermez....
• Derler ki : “ Parlak ışık gözleri tahrip eder !”: Yanlış : karanlığın
tersine fazla ışıkta göz bebekleri küçülerek göze daha az ışık girmesini
sağlarlar, böylece bir otomatik savunma mekanizması oluştururlar. Ama bazı
açık renk gözlü kişilerde bu yeterli olmayabilir, o durumda bile kişinin
gözleri tahrip olmaz! İçerde fazla ışığın yansımalarını engellemek için
antirefle adı verilen camların bir miktar fayda verdiği gerçektir. Ama
rahatsızlığı gidermek için ev veya büro içinde koyu renkli güneş gözlükleri
takmaya gerek yoktur. Dışarıda ise güneş gözlüklerinin koyu renkli camları
bilhassa güneşin zararlı ultraviyole ışınlarını emmesi açısından bize
faydalı olurlar; buradan şunu söylemek istiyorum : görünümleri ne kadar
güzel olursa olsun işportada satılan gözlükler genelde bu tür ışınları
süzmedikleri için boşu boşuna takılmış olurlar......
• Derler ki : “ Bana yanlış gözlük verdikleri için gözlerim böyle bozuldu
...”: Yanlış : -3.00 diyoptri gözü bozuk olan bir kişi düşünün ve ona -2.50
d. gözlük verilmiş olsun, yani gözünün numarası tam düzeltilmemiş, gözlükten
sonra -0.50 d. daha bozukluğu kalıyor : aynı kişi gözlük almadan önce -3.00
d. bozuklukla dünyayı görmeye çalışıyordu , gözlüklerden sonra -0.50 d. ile
görmeye çalışıyor, sizce hangi durum daha çok gözü bozar ?...
• Derler ki : “ Gözlük veya kontakt lens kullandım , ama göz bozukluğum
düzelmedi...” : Yanlış : ne gözlükler, ne de kontakt lensler göz
bozukluklarını yok etmezler, yalnızca tashih ederek iyi görmenizi
sağlarlar......
• Derler ki : “ Gözlerim kuruyor, o nedenle gözlerimi temizlemek için bir
damla damlatıyorum.” : Yanlış: nadir birkaç hastalık dışında çoğumuzun
gözyaşı yeterlidir. Hatta gözyaşımızın dış tabakasının hafif yağlı olması
nedeniyle altındaki sıvı tabakanın buharlaşarak yok olmasını engellemesi
sayesinde gözyaşımız gözlerimizi umduğumuzdan daha fazla süre ıslak tutarlar
; ayrıca içinde bulunan lizozim denilen mikrop öldürücü bir madde ile de
dışarıdan gelen mikroplara karşı en az ilaçlar kadar etkili bir savunma
mekanizması oluştururlar. Bu arada dikkat edilmeden kortizon içeren bir
damla göze damlatılırsa ilk anda bir ferahlama hissedilmesine rağmen
beklenmeyen tatsız olaylar yavaş yavaş gelişebilir : mesela kortizonlu
damlalar mikroplara karşı direncin kırılmasına neden olduklarından
bakteriler ve bilhassa herpes adı verilen virüsler gözde üreyerek tatsız
problemlere yol açabilirler. Ayrıca kortizonlu damlalar uzun süre
kullanılırlarsa göziçi basıncını yükselterek glokoma da neden olabilirler.
• Genelde hastalarımız göz tansiyonunun dıştan bakışta bir belirtisi
olduğunu düşünürler : Yanlış ! ; akut glokom krizi dediğimiz bir özel durum
haricinde glokomlu gözler dıştan tamamen normal görünürler, ancak muayenede göziçi basıncı ölçümünde veya gözdibi muayenesinde tahribat bulguları
görülünce olay anlaşılabilir yani göz doktoru haricinde hiç kimsenin
dışardan bakarak göz tansiyon yüksekliğini anlamasının imkanı yoktur....
Halkımız arasında yanlış yerleşmiş birkaç konuyu dile getirmeye çalıştım .
İlk anda yukarda yazılanlar kişiye tuhaf gelebilir, ama
düşününce her satırında yoğun saptamalar olan konunun doğruluğu ve bilhassa
önemi anlaşılacaktır.
|
|